Nostalji çalışmaları tembelliğimden bir süre aksamaya uğradı.
Ortaya bir laf attım ama sonrasını düşünmedim:)))
Hiç konusunu açmazsam unutulur sanmıştım ki fikrim geldi:))))
Gönül ister ki biraz sonra bahsedeceklerimi resimlerle de pekiştirmek...
Ama ne yapalım ki, üzerinden gerçekten de çoookkk uzun zaman geçmiş...
Örnekleri kalmamış...
Ancak buna rağmen hayal gücümüz çalışıyor değil mi arkadaşlar...
Hem okuyun hem de beyninizde canlandırın bakalım:)))
İlk sıramızda Örgü Karpuzlar var...
Hatırladınız değil mi:))))
Hani yeşil kabuklu, kırmızı içi ve siyah çekirdekleri olan...
İşine bolca pamuk yerleştirilen...
Bazılarımızın devasa vitrinlerinin içini süsleyen ve tabi ki doğan yada şahin arabaların arka camına konan karpuzlar:))))
Zaten o dönemlerde doğan ve şahini olup da karpuzu olmayan arabalar çok azdı:))))
İkinci sırada üzüm salkımı...
Bizim hiç karpuzumuz olmadı ama üzüm salkımımız vardı:)))
Gazoz kapakları bakkal önünden bir güzel toplanır, anneye verilir...
Anne bunların üzerini (bizimki mürdüm rengindeydi) bir güzel örer...
Ucuna da sık iğneden yaprak yapardı:)))
Bunlar ilk olarak mutfak duvarlarını süsler, daha sonra nihale olarak kullanılırdı...
Bir dakika, fotoğrafı yoksa biz de elimizle resmederiz...:))))

:)))) Süper oldu:))))
Üçüncü sırada tepsi askısı var...
Bu da bizde vardı...
Boy boy mutfak dolapları olmadığı için pratik anneler, anneanneler değişik çözümler bulmuşlar işte...
İki tane uzun halka örgü örülür. Dört ucu bir noktada birleştirilir. Birleşme yerine brit atılır ve duvara asılır... Bu kadar basit:))))
Eee bununda fotoğrafı yok... Ne yapacağız? Çizeceğiz:))))

Sizi bilmem ama ben çok eğleniyorum:))))))
Allahım sen kimseyi işsiz güçsüz bırakma:))))))
Efendimmmm, başka ne vardı başka, başkaaaaa....
Aaaaa, tezgah örtüleri vardı...
Bir çoğumuzun o dönemlerde tezgahları dolaplı falan değildi.
Bunun için gerekli olan malzemeler:
Tezgahın iki ucuna birer çivi, sarkmasın diye bir tane de ortaya...
Tezgahın 1.5, 2 katı kadar (fırfır olacak ya) koyu renk (açık olursa kirini çabuk gösterir) yıkanması kolay, leke tutmayan kumaş...
Sağlam, tel yada sicim yada kalın ip...
İlk olarak kumaş sicime geçirilir.
İpin iki ucu köşelerdeki çiviye dolama usulü sağlamca bağlanır.
Fırfırlar düzgün dağıtılarak ortası bulunur ve ortadaki çiviye takılır...
Al sana temiz pak bir mutfak:))))
Bir de mandal torbaları vardı ki tam bir can kurtaran simidiymiş onlar...
Neden biz şimdi kullanmıyoruz hayret...
Büyük bir kolaylık...
Ayol çamaşır mı sereyim, arkamdan, sağımdan, solumdan mandal almaya mı çalışayım...
Balkonda akrobasi hareketleri yapan tuhaf birisi görürseniz o benim işte:))))
Süheyla’nın rahatsızlığından dolayı çamaşırları ben serdim de fenalık geçiriyordum...
Neye gerek mandal sepeti falan...
Yap bir mandal torbası... Tak beline... Tıkır tıkır al mandalları...
Hala kullanan bayanları ayakta alkışlıyorum, helal olsun size...
Kullanmayanlar ise bir an önce kullanmaya başlasınlar bence...
Çamaşır denince bir şey daha aklıma geldi.
Gene fi tarihinde (Allahım neler hatırlıyorum ben ya) böyle boy boy, çeşit çeşit kirli çamaşır kutuları yoktu. Var mıydı? Emin değilim... Ama bizde yoktu...
Annem, banyo kapısının arkasına çamaşır torbalığı dikmiş...
Durun hemen çizeyim:))))

Bu arada, resimlerime en ufak bir laf söyleyeni Kara Listeye alırım haberiniz olsun:))))
Ne yapalım, her güzelin bir kusuru olurmuş.
Yemek de yapamam, resim de çizemem...
Ama sizi gülümsetmeyi başardım ya, önemli olan bu değil mi:)))
Sevgiyle, sağlıcaklı kalın... |