Öyle bunlarda ne işe yararmış diyerek atmak yok o parçaları...
Ne yapacağız????
Değerlendireceğiz.
Öyle, “Şunu alalım, bunu alalım” demekle olmuyor arkadaşlar.
Hayat zor...
Ayrıca alınan şeylerle hava atmak da olmuyor..
Kendin yapacaksın ki, “Ayy kız bak ben ne yaptım, ayol yaparken bir yoruldum bir yoruldum, canım çıktı ama bak ne kadar güzel olmuş dimi?” diyebileceksin:))))
Neyse ki ben hava atmayı hiç sevmeyen bir insanım.
Sırfsize fikir verebilmek amaçlı şu muhteşem, harika, yaparken canımın çıktığı süper şeyleri yayınlıyorum:))))
Bu masa örtüsü, keten kumaştan yaptığım masa örtüsünden artan parçalardan oluşturuldu.
İkisi birlikte kullanıldığında çok şık duruyor.
(Bu arada bazı parçaların tam kare olmadığını ve eğriliğini farketmeyin)
Bu da yatak örtüsünden artan kumaştan yapıldı.
İçinde mavi renkli çizgileri vardı.
Tülbent kenarlarına yapılan oyalar için kullanılan ipler var ya, işte o ipten ördüm.
Ama yatak örtümden o kadar çok kumaş artmış ki, yap yap bitmedi.
O zaman elimizde kalan bir miktar simli harcı da bu şekilde değerlendirelim dedik.
(Ayyy ayyy ayyyy, pek mafifetliyim peeekkk)
(İşte böyle havalanacaksınız, sırf size örnek vermek amacıyla yaptım)
Ama benim favorim bu örtü.
Bunu annem yaptı.
Beyaz keten parçalarının etrafına, ortası delikli harç dikti.
Deliklerin arasından da ince beyaz saten kurdela geçirdi.
Uzun zamandır bloğumla ilgilenmediğim gibi, yaptığım muhteşem el işlerinden de sizleri mahrum (!!!!) bıraktığımı fark ettim:)))
Affedilir bir hata değil bu tembellik (!!!)
“Telafi çalışmaları” yapmak amacıyla bugün sizlerle iki perde örneği paylaşmak istiyorum.
İlk bölümde, canım arkadaşım Sibel’ciğimin el emeği göz nuru “Kuğular”ı yer alacak.
Yani arkadaşıma “Pessss” demek istiyorum.
Hangi arada derede yaptı bilmiyorum ki bu perdeyi.
Zaten gecenin bir körüne kadar işte, eve gittiğinde de kızıyla mı uğraşsın, yemek mi yapsın, ortalığı mı toplasın, kendine mi baksın, dantel mi örsün?
Valla helal olsun hepsini birden yapmış.
İşte “Hatun” budur...
Bende “Hatunum” diye ortalıkta dolaşayım, nerrdeeeeeee:))))
Şaka bir yana, dantel örmek ciddi bir terapi yöntemi...
Motif değil de özellikle böyle sürekli şekil değiştiren ve dikkat gerektiren modeller, beyinsel iş yapanlar için ideal bir dinlenme ve kafayı boşaltma şekli.
Günün stresinden, yoğunluğundan uzaklaşıyorsunuz, beyniniz bomboş oluyor...
Ama abartmamak lazım, 3 saat aralıksız dantele bakınca, başınızı yastığa koyduğunuzda üç dolgu 1 kafes, 7 dolgu 2 kafes gözünüzün önünden dans ederek geçmeye başlıyor:))))
İkinci bölümde naçizane yapmış olduğum “Kuşlar” isimli perde örneğim yer alıyor.
Krem renkli iplikle yapılmış olan bu perde, elbet bir gün kullanılacak bir pencere bulacaktır kendisine:))))
Bugün sizlere uzun uzun uzun (!!!!) süre sonunda tamamladığım şömen table
(Ayol bunun söylenişi kolay da yazılışı nasıl ki? TDK’ya baktım yok. Bilen varsa aydınlatsın beni lütfen)
örtümü göstermek istedim.
Dantel işini gerçekten çok seviyorum, büyük keyifle yapıyorum.
Motiflerden ziyade büyük ve yekpare:))) işler daha ilgimi çekiyor.
Ayrıca sapıkça bir düşünceyle yaptığım işlerin kimsede olmasını istemiyorum.
Bir tek benim olsun, herkes “vay beee” desin:)))
Bu isteğimde de dantel kitapları büyük yardımcım oluyor.
Ancak en büyük sorunum, maalesef seçtiğim modellerin zor olması ve bir süre sonra, “Ben bunu yapmak istemiyorummmm, bitmiyorrr, çok zorrrr” diye çığırıp, torlayıp, toplayıp bir kenara atmam...
Aradan epey bir süre geçtikten sonra, sararmış bir halde elime geçince dertlenip,
ha gayret diyip bitiriyorum.
İşte aynı şeyin başına geldiği sevgili örtüm:
Nasıl güzel örermişim...
Aman da aman...
Kalıp gibi çıkar elimden...
Şımarrr.... Şımarrrr:)))
Evet görüldüğü üzere, dantelimiz iki renkten (!) oluşuyor...
Ortadan başlanan dantelin yarısına kadar ki kısmı yapılmış ve fırlatılıp atılmış.
Epey bir ortalıkta süründükten ve rengi istenen (!) kıvama geldikten sonra devam edilmiş:))
Ve bir gün popomu kaldırıp bir zahmet evleneyim bari dediğim gün yıkanıp, ütülenip, insani bir havaya sokulmayı bekliyor:))
Vay beeee, ne örermişim beeee:))))
Megalomanım ben megolamannn, megolamannnn...
Herkesi hasta ederim, bunaltırım, bezdiririmmmm:))))
Evlerin olmazsa olmaz mobilyaları arasına girdi...
“Zigon” kelimesi bana çok anlamsız gelse de işlev olarak harika bir şey...
“Fiskos” ise başlı başına bir olay...
Evimizin kutsal mobilyası:))))
Gerçekten de ismine layık kullanılır...
Bir arkadaşımız evimize gelse, hemen onun yanına oturulur...
Bir fincan çay yada kahve, içi tıka basa pasta, kurabiyelerle dolu tabaklarımız ve doyumsuz sohbetler:)))
Genellikle pencerenin önüne, iki tek koltuğun arasına yerleştirilir ve muhakkak onun için özel örtüler yapılır...
Danteller, etaminler, beyaz işler, şifonlar, organzeler...
Tüm emekler bu kutsal mobilya içindir:)))
Dedikodunun kibarcası Fiskos Masamız için bizim de dantel den yapılmış bir çok örtümüz var...
Evimizin sek sek kuşu Süheyla Kızımız (!) bir ara kendini öyle bir kaptırmıştı ki bu olaya, seri imalata geçmişti:)))
Benim de yapmaktan erindiğim tek iş bu diyebilirim...
Deliler gibi dön baba dönelim işlevinin düşüncesi bile nefes almamı zorlaştırıyor:))))
İşte size fikir vermesi açısından kullandığımız birkaç fiskos dantel örneği:
Not: Resimleri çekmeye başladığımda bizdeki fiskos masasının üstü o kadar kalabalıktı ki, onları kaldırmaya üşendim ve hepsini masasın üstünde çektim. O yüzden görüntü için kusura bakmayın...
Süslüyüz süslü...
Bir yerimize muhakkak boncuk koymamız lazım:))
Boncuklu sülale:)))
Offf ya, bu resim ekleme beni çok yoruyor...
Şimdilik bu kadar, başka bir gün diğerlerini eklerim, bir günlük daha konum çıkmış olur:)))