El Örgüsü Çantalar
Şiir Günlerinden ve Sobelerden başka, toplu halde yapılan bir etkinliğe katılma keyfini nihayet yaşayabileceğim.
Mutfak da pek maharetli olmadığım artık biliniyor.
Tamam abarttığım kadar berbat değilim ama kesinlikle diğer arkadaşlarım kadar da usta değilim.
El işlerini daha çok seviyorum.
Bıdır bıdır onlarla uğraşmak daha çok hoşuma gidiyor.
Belki de yemeğin o kadar özene bezene yapılmasına rağmen hemencecik yok olması, sona ermesi dolayısıyla sevmiyorum.
O kadar emek ve zaman verilmesine rağmen masadan kalktıktan sonra ortada bir şey yok…
Ama el işleri öyle mi…
Aylar, yıllar sonra bile yapılanlara bakıp, onları yaparken neler hissettiğimizi, o dönemlerde kimlerle beraber olduğumuzu, konuştuklarımızı hatırlıyoruz.
O yüzden el işleri benim hayatımda çok daha büyük önem taşıyor.
Tamam tamam, bu sefer fazla uzatmadan örgü çantalarımı beğeninize sunacağım...
Ama çantalara bakarken, başlığındaki şarkı sözlerini de mırıldanmayı unutmayın:))))
"Sarı kurdelem sarı, dağlara saldım yari, dağlar kurbanın olsun anam, ah tez gönder nazlı yari…"

Bu çantamı annem geçen sene benim için yaptı.
Yani blog sayfası benim adıma diye annem bu etkinliğe katılamayacak mı?
Malum geçen yıl, böyle şıkır şıkır şeyler çok modaydı…
Canım annem halı gibi dokudu bu çantayı…
O kadar güzel oldu ki, birkaç defa kullandım sonra kaldırdım.
Kıyamıyorum…
150 gr. Lame renkli ip ile 3 kutu lame pul boncukla tığla örüldü.
"Sanki billur bir pınar, kahverengi gözlerin, ruhuma neşe sunar, kahverengi gözlerin, Rüzgarlar kadar serin, ufuklar kadar derin, senin en güzel yerin kahverengi gözlerin"


İkinci model, benim asla vazgeçemeyeceğim “Örümcek” örneğinden yapıldı.
Bence dünyanın en basit ve en gösterişli modelidir örümcek.
Örümcekle her şey ama her şey yapılabilir.
İster dantelde, ister yün iplerde kullanın.
Hepsinde ayrı ayrı güzellik, gösteriş vardır.
Örümceklerin ortasına kahverengi boncuklar kullandım.
Ancak daha çantacıya verip diktirtemedim.
Resimde gördüğünüz aparatı kullanmak istiyorum.
Adının ne olduğunu bilmiyorum.
Bu modelde çok hoş duracak.
Sadece sapına karar veremedim.
Acaba uzun, boyundan çapraz asabileceğim uzunlukta mı olsun, yoksa daha kısa elde taşıyabileceğim şekilde mi olsun?
Acaba askısı metal zincirlerden mi olsun, yoksa kendi ipinden mi öreyim?
Hadi bayanlar bana yardım edin:)))
"Karadır şu bahtım kara, sözüm kar etmiyor yara, yaktım yüreğimi nara, Eyvah eyvah eyy…"

Veee bu da son modelim…
Bir bayanın dolabında vazgeçemeyeceği tek şey; siyah bir çantadır değil mi?
Nedense çanta ihtiyacımız olduğunu hissettiğimiz zaman muhakkak ilk olarak siyah çantalara bakarız…
Kafamızda ki başka renk olsa da illaki o siyah çantalara bakmamız gerekir:)))
İşte bu da tezimin doğruluğunu ispatlayan bir durum.
Yine 150 gr siyah ip ve siyah cam boncuklardan yapıldı.
Ancak sayıları aynı olmasına rağmen baklavaların bazıları büyük,
bazıları küçük oldu.
Nedenini bulamadım.
Bilen varsa söylesin lütfen…
Şeyyy, bu arada, ben bunun da astarını geçirip, sapını dikemedim….
Fark etmemiş gibi yapsanız bu seferlik olur mu?
:)))))))) |