Geçen gün bahsetmiştim, bizimkiler can sıkıntısından ortalığı karıştırmışlar. Ama ne karıştırma, her yer her yerde... İki gündür işten geç çıktığım için bir türlü doğru düzgün ortalığı toparlayıp, dağıttıklarını yerleştiremedim hala...
Ama bu maceranın güzel bir yönü de oldu... Varlığını unuttuğum bir çok el işleri ortaya çıktı. Aslında benim de niyetim vardı; mevcut işlerimi çıkartıp, sizlerle paylaşmak... Kısmet bugüneymiş.

Bu görmüş olduğunuz anlamsız şey benim ilk tığ işim olup, paha biçilemez bir eserdir.
9-10 yaşlarında ya vardım ya yoktum. Annemin başının etini yemiştim. O da bana artık ipleri vermişti. Onlardan yaptığım muhteşem bir değerdir:)))

Bu elbezleri, biraz daha ustalık dönemi eserleri. O zamanlar çok modaydı. Ama renk zevkim bu yıllar içinde epey değişmiş. Şimdi olsa bu renkleri kesinlikle kullanmazdım:))

Bunlar da balık peçetelerim. Gene bir zamanlar çok modaydı. Ve ben daha şişlerle yeni tanışmıştım. Şöyle bir huyum var; yeni öğrendim bir işin muhakkak ilk başta en zorunu yapmalıyım. Zorunu becerebilirsem, ben bu işi yaparım diye düşünüyorum.
Hatırladığım kadarıyla şöyle örülüyordu bunlar:
Yaklaşık 20 ilmekle kuyruk kısmı örülmeye başlanıyor. 5-6 sıra sonra ortada 4 ilmek kalacak şekilde (3 müydü ki) iki taraftan kesiliyor. Daha sonra ortadan artırılarak haroşa örülmeye devam ediliyor. 20-25 sıra örüldükten sonra artırma sona ererek ve kenarlardan kesilerek baş kısmı yapılıyor. Kenarları tığlanıp gözleri de pullarla yapıldıktan sonra balık peçete tamamlanmış oluyor:))

Bunlar da kanaviçeden hazırlanmış çay peçeteliklerim. Yani tek renkten yapamayım hiç bir şeyi:)) İllaki bir çıkıntılık yapacağım:)) Bu sefer de mavi ile pembe den yapmışım çiçeklerimi... Neyse ki kenarlarını tek renk olarak bırakmışım:)))
|